SAPIK İLİŞKİLER, ŞANTAJ VE CASUSLUK ÖRGÜTLERİ

SAPIK İLİŞKİLER, ŞANTAJ VE CASUSLUK ÖRGÜTLERİ

“Epstein Dosyaları” nın açıklanmasıyla dünya çapında yönetilenlerin içindeki sapkınların çokluğu, her türlü maddi zevke ve hazza saklama imkanı olanların “sübyancılık / pedofili” gibi kaçış sapkınlıklar içinde olduğu yerlerde herkesin içinde şaşkınlık ve tiksinti uyandırıyor.

 

Ancak Amerikan Adalet Bakanlığı (DOJ) tarafından yayınlanan “Şeffaflık yasası” kapsamında yayınlanan 3 milyon sayfalık belge içeriği öğrenildikçe bu bölüm ” Pedofili üzerinden Küresel Siyaset Mühendisliği” yaptığına dair şüpheler yoğunlaşıyor.

 

Daha açık bir ifadeyle, Epstein’in geleceğinin karar alıcıları “ahlaki zaafları” üzerinden esir alınarak küresel politikaları tasarladığı ve kanaati güçlendirilmektedir.

 

Epstein’in bu organizasyonu bireysel değil, İsrail’in gizli servisi Mossad ve ABD’nin CIA’in arkasında olduğu iddia ediliyor.

 

Epstein’in operasyonunun, seçkinleri (örneğin Little St. James adası gibi) mülklerine ayırma, reşit olmayanlarla cinsel görünümlerini girmelerini ve bunları koz olarak kullanmak üzere kayda değer belge iddiası verilmekte.

 

Bazı araştırmacı gazeteciler bunun istihbarat ajanları için küresel parçalar üzerinde etki yaratabilen yarayan bir tuzak olduğunu savunmaktadır.

 

Belgeler, Epstein’in sadece bir cinsel suçlu olmadığını, Mossad’ın ve kısmen CIA ile bağlantılı, küresel bilgiler, İsrail’in izlemeyi şekillendiren bir istihbarat görevlisi olduğunu gösteriyor.

 

****

 

Epstein’in İsrail piyasaya sürülen bazı ürünleri ve ürünleri:

 

Eski istihbaratçı Ari Ben-Menashe gibi bazı isimler, Epstein ve Ghislaine Maxwell’in eski İsrail / Mossad adına çalıştığını iddia etmektedir.

 

Suriye-Rusya-İsrail Üçgeni: Epstein, 2013-2016 yılları arasında İsrail (Ehud Barak) ve Rusya (Putin) arasında “arka kapı diplomasisi”ni yürütmüştür. Bu görüşmelerde, Rusya’nın Suriye’deki İsrail hava saldırılarına göz yumulması desteği ve İsrail’in bölgesel dağıtımlarının tahkim ettiği iddiası ileri sürülmektedir.

 

Epstein, Moğolistan ve Fildişi Sahili gibi bölgelerde, “iş bitirici” olarak devreye girmiş; İsrail’in maden hakları sağlamış ve İran/Çin’in etkisine karşı istihbarat ağını genişletmiştir.

 

Epstein ABD Politikalarının dizaynında da etkili olmuş.

 

Trump’ın ilk döneminde, arkadaşı Tom Barrack üzerinden, ABD’nin Suriye’den çekilmesi (2019) gibi İsrail’in çıkarlarına uygun kararların alınmasında etkili olduğu ileri sürülmektedir.

 

Clinton/Obama Döneminde Bill Clinton ile olan yakınlığı (26 uçuş) üzerinden şantaj yaşıyor, ABD’nin Suriye politikasının pasifize edildiği savunulmaktadır.

 

Yönettiği bazı fonlar üzerinden, İsrail ordusu için kritik olan gözetim teknolojilerini finanse ettiği ve teknoloji transferini yönlendirdiği belirtilmektedir. Bu teknolojik ve finansal casusluk açısından önemli bir başarıdır.

 

Bu iddia mahkemede kesinleşmemiştir. Ancak resmi olarak hiçbir sıfatı olmayan birinin bu işlere bulaşmış olması, durumun sapkınlık desteğinden çok öte bir casusluk faaliyeti olduğunu gösteriyor.

 

Siyasi analizlerde, İsrail’in bu defa, yeni sunulan Epstein raporları, Trump yönetiminin İran politikaları konusunda istediği yöne yönlendirilmesi için şantaj olarak kullanıldığı ifade ediliyor.

 

******************************

 

SAVARONA’DA SÜBYANCILIK VE ŞANTAJ

 

Yılmaz Özdil, https://www.youtube.com/watch?v=jNf8LN9_-98 saklanan videoda, Epstein’ın Türkiye’deki kayıtlı dosyalarını ele alıyor. Özellikle Tevfik Arif’in rolü ve 2010 Savarona yatı fuhuş skandalını Epstein’a benzer bir “yerli versiyon” olarak yorumluyor.

 

oyunu ki; 2010 yılında, Epstein tarzına benzer şekilde, “sübyancı” sapkınlıklara Ukrayna ve Rusya’dan yaşı küçük kız çocukları getirtildiği, bazı oligarkların/ baronların Atatürk’ün yatı Savarona’da bu olayların tecavüz ettiği tespit edilmiş. Jandarma baskın yaparak sanıkları suçüstü yakalamış.

 

Savarona yatını kiralayan kişinin kimliği ilginç. Tevfik Arif (asıl adı Tofik Arifov), 1953 Kazakistan doğumlu. 1993’te Türkiye’ye gelmiş, 1994’te TC vatandaşı olmuş, İhlas Holding’le ortaklık kurmuş. 2001’de New York’a taşınmış, Trump’la ortak (Trump Soho, Florida’da) olmuş biri. Özdil, Tevfik Arif’in Savarona’yı günlük 50.000 çapında işlettiğini, yaşında küçük kızları oligarklara sattığını, şantaj yaptığını iddia ediyor.

 

Ancak bu rezaleti ortaya çıkan savcı başka bir göreve fiyatlandırma yerine “Fetöcü” bir savcı atanıyor. Yeni gelen savcı Osman Şanal, takipsizlik yaparak, bütün sanıkları serbest bırakıyor. ( Daha sonra Osman Şanal FETÖ’den yargılanarak 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.)

 

Yılmaz Özdil, Türkiye’den kızların kaçırıldığı, Epstein’in “Lolita Express” adlı uçağının Türkiye’ye 9 kez defa indiğini hatırlatıyor.

 

Türkiye’de pedofili şantajı varsa, yerli aktörler üzerinde yabancı istihbaratın (Rusya/Mossad/ABD) tutuklanması uygulanmış olabilir mi?

 

Bu soru sadece bir vehim eseri olabilir. Ama Savarona olayı gibi üstü örtülmezse, bakarsınız Epstein’ın Türkiye ile bağlantıları da ortaya çıkar.

 

******************************

 

REHİN ALINAN KARAR ALICILAR

 

Açıklanan Epstein belgelerinden, şantaj muhatap olan önemli makam, konum, para ve sermayeye sahip insanlar kullanılarak bazı ülkelerin politikalarının yönlendirilmiş yerinde bilgiler ortaya çıkıyor.

 

Ülkelerin politikalarında kırılma noktaları yaratabilecek değişikliklerde şantajcıların etkisi görülüyor.

 

Bu aşamada “Bu işler veya benzerleri Türkiye’de de oluyor mu?”

 

Türkiye’de bazı siyasetçiler şantaj ve kaset operasyonlarıyla radikal dönüşümler geçirmiş olabilir mi? gibi sorular akla geliyor.

 

Bu sorular siyasi davranışlardaki ani değişimlerin arka planının anlaşılmasına yönelik analitik sorulardır. Bu yazıda yer alan değerlendirmeler; kamuya açık kaynaklardan yararlanılarak yapılan analizlerdir. Hiçbir kişi, kurum veya devlete yönelik bir suç içermemektedir.

 

Epstein belgeleri bize gösterilmiştir ki; Bir ülkede karar alıcıların en temel politikalarında yaşadığı ani, açıklanamayan ve radikal yön değişimleri, bazen sadece siyasi tercihlerle değil, perdedeki yayın dergisiyle ilgili olabilir.

 

Türkiye’de, hem iktidar hem de muhalefet kanadında, tarihsel olarak savunulan temel değerlerde tam tersine istikamette savrulmalar yaşanmaktadır. Ancak bu değişimlerin açıklamalarını şeffafça göremiyoruz. Bu durum, ister istemez, ‘karar vericiler üzerinde bir dış baskı mı var?’ bölgelerde doğurmaktadır.

 

Bu soruların cevapları ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokratik denetimin rejiminin güçlenmesiyle netleşebilir.

 

Temennim, şirketteki tüm karar alıcıların, hangi giriş olursa olsun baskı hesabına alınmaya karşı güçlü bir durma halinde bulunmaktadır.

 

 

 

Ruhittin Sönmez

 

05.02.2026

Loading

Etiketler :

Halk Kürsüsü

SON HABERLER

BU KANAL BİR HALK KÜRSÜSÜ DERNEĞİ YAYIN MECRAASIDIR.

SON HABERLER

©2026- Halk Kürsüsü

Doç.Dr.Tekin Yeken,1960 Kars. Lisans eğitimi, Yıldız Üniversitesi Kocaeli Jeofizik Mühendisliği’nde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimlerini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamıştır. 1993 yılında ABD-Illinois Institute of Technology -Chicago’da bilimsel çalışmalar amacıyla görevlendirilmiştir. Uygulamalı Jeofizik-Jeoelektrik Yöntemler, Hidrojeofizik araştırmalar, Çevre Jeofiziği ve Deprem Sismolojisi
konularında ulusal ve uluslararası birçok yayınları bulunmaktadır. Evli ve iki kız babasıdır.