DENETİMSİZ GÜÇ, CEZASIZLIK VE AHLAKİ ÇÖZÜLME
AKP kadrolarına ve yakın gazeteci/televizyonculardan biri olan Mehmet Akif Ersoy üzerinden yürütülen soruşturma soruşturmasında büyük dikkat dikkat çekti. Aslında bu vaka bir tane değildi.
Bu örnek, dindar aile ortamlarında ve eğitimde yetişmiş, iktidarın gücünün yetebileceği olanaklarla tükenmeye, paraya ve dokunulmazlığa kavuşmuş dayanıklılık bozulmanın sisteminin sistemik bir hal durumunu gösterir.
Levent Gültekin “Şatafatlı Mağlubiyet: İslamcıların İktidarla İmtihanı” nı = =) anlatmıştı. Abdurrahman Dilipak , hastanın biri olarak özeleştiri niteliğinde, İslamcı kesimde gösteriş, şaşafat düşmanlığına; İslami ritüellerin, kavramlarının nasıl içlerinin boşaltılıp bayağılaştığına dair günlüklerini da okumuştuk.
Dilipak “masa, kasa, nisa” olarak tanımladığı makam, zenginlik ve kadın alanında nefsleri sınanan (imtihan alınan) İslamcılar içinde sınavda geçen pek az kimse olduğunu söylüyordu.
Ancak biz yine de sosyete umreleri, tahtlı-sandallı düğünler, after umre partileri, İslami baby showerlar, alkolsüz şampanyalar, 40 günlük bebeğe mevlitte tek taş pırlanta takmak gibi görgüsüzlükleri, İslamcı papatyalar olmaya hevesli, dar bir kesimin özentisi zannediyorduk.
Daha sonra gördük ki bunları ve daha iyi yozlaşma AKP’ye ayrılan zümrelerde oldukça yaygın hale geldi. İhale kapmak için ihrama bürünüp umreye giden ama dönüşte free shop’ta viski alırken… Kokain yapan, fuhuş yapan bürokratlar, TV spikeri kızlar…
İmam Hatip kökenli, İlahiyat mezunu, kimi tarikat ehli, kimi İran tipi İslamcılar; alnı secdeye değen, Hac ve umre seyahatleri yapanlar içinde de büyük günahlar yaygınlaşmış: Rüşvet, iltimas, kamu malını, kul gücü yeme gibi paraların yanında kullanıyor, grup seks yapan, kadınları kullanarak iş bitiren tipler çoğalmış.
Dilipak, “Başörtüsü aksesuara dönüştü. Haram paranın bütçesinde olduğu gibi durmuyor” diyor.
Eskiden günah diye kadın eli sıkmayanlar, emrinde çalışan kadınları cariye sayıp istediğiyle kucaklaşıp, onların içinden onlarınkilerle birlikte içeri giriyorlar. (Sabahattin Önkibar’ın İhlas Holding kurucusu Enver Ören hakkında anlattıkları içindeki daha ilginç kişiler da var.)
Casinolarda rulet sırasında kumar aralarında muhafazakar bakan çocuklarıu gördüğümüzde bireysel bir günah saydık. AKP genel merkezinde çalışan, lüks otomobiller içinde kokain değiştirenler de bizi ürpertmedi. Bu sorunların çözülmesinin nedenini ve anlaşmazlıkların düşünülmemesi.
Şeffaf bir hukuk devleti ve liyakat sürecinden uzaklaşma ile bağını göremedik.
************************************
AHLAKİ ÇÖKÜŞ YAPISAL BİR MESELEDİR
Toplumlarda eşitlik çözülme çoğu zaman “kişisel zaaflar” üzerinden açıklanır. Oysa insan dağılımı, içinde yer alan sistemin görünümü–ceza dengesiyle dağılımıdır.
İktidar gücünü kullanarak makamlara gelen, kısa sürede kazanan ya da zengin kesimlerde gözlenen bozulmayı bu şekilde birlikte okumak gerekir.
Sorun, tek tek insanların “iyi” ya da “kötü” olması değil; denetimsiz güçle temas eden bireyin nasıl dönüştüğüdür.
Uzun süreli iktidar, çevresinde “bizden olanlar” için doğal bir koruma alanı oluşturur. Bu sosyal korumacılık, zamanında denetimleri yapılır. Denetim zayıfsa ahlaklı, içsel bir sınır olmamasını çıkarır; Gösterilen bakılarak bir davranışa dönüşür.
****
Bu kişinin kullandığı için sosyal psikolojide sıklıkla aktarılan bir deney öğreticisidir.
İsrail’de bir kreşte, çocuklarını almaya devam eden kalan ebeveynler devam etmektedir. ödemelerin gecikmesinde mahcup üyeleri ve görevlilerden özür dileyenler. Ancak kreş yönetimi sorunu kökten çözülmek ister. Geç gelenlere küçük bir para cezası uygulanır.
Beklenenin aksine, geç kalmalar artar. Çünkü ailenin artık ilişkilerinin bir sorumluluğu olarak değil, bedeli ödenmiş bir hizmet olarak görmeye başlar.
Daha fazla süreç olan ise ceza kaldırıldığında eski çalışmanın geri gelmemesidir. Mahcubiyet ve özür dilemek kalkmıştır. Çünkü normlara uygun bir kez kırılmıştır. Ahlak, fiyatlandırılmış ve yerine hesap getirildi.
Toplumda benzer bir süreç yaşanır. Yolsuzluk, kayırmacılık ya da güç istismarı ciddi yaptırımlarla karşılaşılmazsa, yanlış davranış “ayıp” olmaktan çıkar. “ Riskli ama denenebilir bir seçenek” haline gelir. Risk azsa, ceza küçükse ya da uygulanmazsa kısıtlama sınırı silinir.
Bu durumda kişi bir süre sonra yaptığı davranışın yanlış olup olmadığı değil, “başına bir şey gelmeyeceğini” düşünmeye başlar.
Uzun süreli iktidarların en büyük zaaflarından biri, kendi kadrosu ve sempatizanları görünür bir sosyal koruma alanı oluşturmalarıdır . “Bizden” olanlar hata yapsa da görmezden gelinir, yanlış yapsa da mazur görülür.
Bu nedenle iktidar yandaşlarında ahlakın, iç denetim unsurunun ortaya çıkması tesadüf değildir. Risk hesabını kaydetmiş, riskin alınmasına ilişkin ahlaksızlıkları yapmakta kusurları görmediklerini belirtmişlerdir.
************************************
FARE DENEYİ VE UZUN SÜRELİ İKTİDARLAR
1960’larda Amerikalı bilim adamı John Calhoun, çok sarsıcı bir deney yaptı. Bu deneyde ücretlere sınırsız yiyecek, güvenlik, cezasızlık ve konfor sağlandı. Açlık yoktur, tehdit yoktur, ceza yoktur, mücadele yoktur. Yani bir anlamda fareler iktidar nimetleriyle donatılmış bir cennettedir.
Deneyde başlangıçta her şey yolunda görünüyordu. Ancak zamanla sosyal silindir bozuldu. Sorumluluk duygusu zayıfladı. Anne fareler yavrularını terk etti. Erkeklerin sorumluluğu alınmadı. Anlamsız şiddet ve sapmalar arttı.
Ve sonunda ortaya şu grup çıktı: “Güzel fareler.” Temizlerdi. Sağlıklılardı. Kavga bilmiyorlardı. Ama hiçbir şey üretmiyorlardı. Yavru çalışmıyorlar, toplum kurmuyorlardı.
Uzun süre sınırsız güç ve donanıma sahip olmak, denetlenmeyen konfor, kusursuzluk ve dağılımda bozulma oluşmaktaydı. Toplum, dış bir tehdit olmaksızın kendi içinden çöküyordu.
Fare cennetinde nasıl “güzel ama sorumsuz” bireyler ortaya çıktıysa, bizde de “dindar ama ahlaksız”, “Güçlü ama vicdansız”, “temiz yüzlü ama çürümüş” tipler çoğaldı.
Gücü kullanan ama tanıma sınırıyan, olanaklardan yararlanan ama sorumluluk taşımayan, gösterişi değer, konfor hak sanan bir yapı ortaya çıktı.
Bu durumda istekli olanlardan bağımsız olarak sistemlerin doğal sonuçları.
Deney bize, koşulların iyileşmesine rağmen, “güzel farelerin” karakterinin değişmeyeceğini ve nesillerin sona ereceğini gösteriyor.
Yani bir dava veya ideoloji, kendilerinin yarattığı masrafların giderilmesinden kaynaklanan sorunlar ve bunların bozulması içinde boğulacak.
Ruhittin SÖNMEZ
18.12.2025
![]()










